Bodynamic yaklaşımında güç, başkalarına hükmetmek ya da her istediğini elde
etmek değildir. Güç; kendi iç otoritenle bağlantıda kalabilmek, neye ihtiyacın
olduğunu bilmek ve bu ihtiyacı ifade edebilmektir.
Asıl sınav ise çoğu zaman ihtiyaçlarımız karşılandığında değil, karşılanmadığında
başlar.
Bir şey isteriz.
Yakınlık isteriz.
Destek isteriz.
Sevilmek isteriz.
Görülmek isteriz.
Alan isteriz.
Ve bazen karşımızdaki kişi "Hayır" der.
İşte tam o anda çocukluk yaralarımız devreye girebilir.
Bazılarımız için "hayır" cevabı yalnızca bir reddedilme değildir. Değersiz hissetmek,
terk edilmek, utanmak ya da vazgeçilmek anlamına gelebilir.
Bu yüzden ihtiyaçlarımızı dile getirmekten vazgeçeriz.
Ya da tam tersine, ihtiyacımız karşılanana kadar savaşırız.
Oysa Bodynamic'in güç anlayışı çok daha farklıdır:
"İhtiyacını ifade edebilmek ve karşılığında hayır duyduğunda da kendinle
bağlantıda kalabilmek."
Çünkü gerçek güç, sonucu kontrol etmek değildir.
Gerçek güç, sonuca rağmen kendin olmaya devam edebilmektir.