İlk duyduğunda garip geliyor:
“Kendin olma alışkanlığını kır.”
Oysa belki de düşündüğümüz “kendimiz”, tamamen özgür seçilmiş bir benlik değildir.
Alışılmış düşünceler.
Tekrarlanan duygular.
Otomatik tepkiler.
Aynı korkular.
Aynı hikâyeler.
Ve sonra şöyle deriz:
“Ben zaten böyleyim.”
Peki ya bu gerçekten “sen” değilse?
Ya sadece uzun zamandır tekrar edilen bir alışkanlıksa?
Joe Dispenza tam da bu soruyu soruyor.
Ona göre kişiliğimiz; nasıl düşündüğümüz, nasıl hissettiğimiz ve nasıl davrandığımızın
toplamıdır. Ve bu kişilik, yaşadığımız gerçekliği tekrar tekrar üretir.
Yani:
**Aynı düşünce
- aynı duygu
- aynı davranış
= aynı hayat deneyimi.**
Dispenza’nın yaklaşımının merkezinde şu fikir vardır:
“Eski benliğin alışkanlıklarını sürdürerek yeni bir hayat yaratmak zordur.”
Nöroplastisite — beynin yeni deneyim ve tekrarlarla değişebilmesi — bilimsel olarak
desteklenen bir kavramdır.
Belki mesele sihirli biçimde başka biri olmak değildir.
Belki mesele, otomatik yaşayan benliği fark etmektir.
Çünkü alışılmış benlik güvenlidir.
Aynı kırgınlıkları taşır.
Aynı savunmaları kullanır.
Aynı sonuçları üretir.
Tanıdıktır.
Ve zihin tanıdığı şeyi sever.
Bu yüzden değişim bazen heyecan değil, tuhaflık hissettirir.
Yeni benlik ilk başta doğal gelmez.
Çünkü henüz alışkanlık değildir.
Peki yeni bir ben nasıl yaratılır?
1. Eski Benliği Görmek
Dispenza’nın ilk adımlarından biri fark etmektir.
- Ben en çok hangi düşünceleri tekrar ediyorum?
- Hangi duygulara bağımlı hale gelmiş olabilirim?
- Hangi hikâyeyi sürekli anlatıyorum?
“Ben yetersizim.”
“Ben hep geç kalırım.”
“Benden olmaz.”
Tekrarlanan düşünceler zamanla kimlik gibi hissedebilir.
2. Gelecekteki Benliği Tasarlamak
Değişim sadece eskiyi bırakmak değildir.
Yeniye yer açmaktır.
Şu soru önemlidir:
Nasıl biri olmak istiyorum?
Daha sakin?
Daha cesur?
Daha üretken?
Daha merkezde?
Dispenza zihinsel prova ve yeni benlik imgelemesini sık vurgular; kişinin gelecekteki hâlini
yalnız düşünmek değil, hissetmeye çalışması gerektiğini söyler.
3. Bedeni de Yeni Hikâyeye Dahil Etmek
Eski kimlik yalnız zihinde değil, bedende de yaşar.
Aynı omuz düşüşü.
Aynı nefes.
Aynı gerilim.
Bazen yeni benlik küçük beden seçimleriyle başlar:
- Daha dik durmak
- Daha yavaş nefes almak
- Kaçmak yerine kalmak
- Susmak yerine konuşmak
Çünkü beden de geçmişi ezberler.
Ve yeni deneyimlerle yeni bir dil öğrenebilir.
4. Eski Duygu Geldiğinde Eskiye Dönmemek
İşte zor kısım burası.
Eski korku yine gelir.
Eski kaygı gelir.
Eski ben kapıyı çalar.
Dispenza buna “memorized self” yani bedene yerleşmiş alışılmış benlik hali der. Değişim,
eski duygular gelince bile yeni davranışı seçebilmekle ilişkilidir.
Çünkü dönüşüm:
Bir gün farklı hissetmek değil,
farklı hissetmesen bile yeni seçimi tekrar etmektir.
Belki de en büyük soru şu:
Ben gerçekten kendim miyim,
yoksa yıllardır tekrar ettiğim bir hikâye mi?
Ve belki yeni bir ben yaratmak; kendini silmek değil,
eski otomatikliğin ötesinde daha bilinçli bir “ben”e doğru yürümektir.